Halk TV’nin İstanbul’daki merkez binasına 14 Ekim sabahı polis operasyonu düzenlendi. Arama sırasında kanalın bulunduğu yol trafiğe kapatılırken çalışanların binaya girişine izin verilmedi. Kanala kayyum atanmasının ardından yayın akışı durduruldu. Başsavcılık açıklamasına göre soruşturma, kanalın sahibi Cafer Mahiroğlu ile bağlantılı şirketleri de kapsıyor.
Halk TV’nin İstanbul’daki merkez binasına sabahın erken saatlerinde polis ekipleri tarafından operasyon düzenlendi. 14 Ekim Çarşamba günü saat 05.30 sıralarında başladığı bildirilen operasyonda, binada arama yapılırken kanalın bulunduğu yol trafiğe kapatıldı ve çalışanların içeri girmesine izin verilmedi. Operasyonun ardından Halk TV’ye kayyum atandığı duyuruldu ve televizyon yayını durduruldu.
Halk TV Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Mahiroğlu, gelişmeyi sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla kamuoyuna duyurdu. Kanalın programcısı Deniz Bayramoğlu da binadaki gelişmelere ilişkin açıklama yaparken, Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş’ın kayyum heyeti başkanıyla yayınların sürdürülmesi için görüştüğünü ancak görüşmeden sonuç alınamadığını bildirdi.
Polis ekipleri sabah saatlerinde binaya girdi
Operasyon kapsamında mali suçlarla mücadele ve kaçakçılık ve organize suçlarla mücadele birimlerinin de aralarında bulunduğu polis ekiplerinin Halk TV’nin İstanbul’daki merkezinde arama yaptığı aktarıldı. Bina çevresinde güvenlik önlemleri alınırken, kanalın bulunduğu yol araç trafiğine kapatıldı. Çalışanların binaya girişine izin verilmemesi nedeniyle yayın faaliyetleri de kesintiye uğradı.
Polis aramasının sürdüğü sırada kayyum heyetinin kanal yönetimini devraldığı bildirildi. Kayyum atanmasının ardından televizyonun olağan yayın akışı durdurulurken, kanal yönetiminin yayınların devam etmesi yönündeki girişimi sonuçsuz kaldı.
Suat Toktaş’ın görüşmesi sonuç vermedi
Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş’ın kayyum heyeti başkanıyla yaptığı görüşmede yayınların sürdürülmesi talebini ilettiği belirtildi. Ancak görüşmenin ardından kanalın yayınlarının devam etmeyeceği açıklandı.
Yaşanan gelişme, yalnızca kanalın yönetim yapısını değil, günlük yayın faaliyetlerini de doğrudan etkiledi. Çalışanların binaya alınmaması ve yayın akışının durdurulması üzerine operasyonun kapsamı ve kayyum kararının gerekçesi kamuoyunun gündemine taşındı.
Başsavcılıktan soruşturmaya ilişkin açıklama
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamada, Halk TV’nin sahibi Cafer Mahiroğlu’nun şüpheli olarak yer aldığı soruşturmanın rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama iddialarını kapsadığı bildirildi. Soruşturma kapsamında 17 kişi hakkında gözaltı kararı verildiği, 14 Ekim sabahı düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda 11 şüphelinin gözaltına alındığı açıklandı.
Başsavcılık, diğer şüphelilerden dördünün yurt dışında, birinin ceza infaz kurumunda bulunduğunun belirlendiğini, bir şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü duyurdu. Soruşturmanın MASAK verileri, gizli tanık beyanları, şüpheli ifadeleri ve dosyada yer alan diğer bilgi ve belgeler doğrultusunda yürütüldüğü belirtildi.
Açıklamada ayrıca Mahiroğlu’nun ortak, yönetici veya ilişkili olduğu şirketlere el konulduğu ve bu şirketlere Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (TMSF) kayyum olarak atandığı bildirildi. Başsavcılığın açıklamasında Halk TV’nin ve kayyum atanan şirketlerin adlarının açıkça belirtilmediği de aktarıldı. Bu nedenle kanalın yönetimine ilişkin uygulamanın hukuki kapsamı ile şirketlere yönelik kararların ayrıntılarının resmi belgeler üzerinden netleştirilmesi önem taşıyor.
Soruşturmanın odağında ihale iddiaları bulunuyor
Başsavcılık açıklamasına göre soruşturmada, Mahiroğlu’nun İzmir Büyükşehir Belediyesi bağlantıları üzerinden BUSTECH Araç Bakım Onarım Hizmetleri AŞ’nin kurulmasını sağladığı ve belediye ihalelerinden haksız menfaat elde edildiği yönünde iddialar inceleniyor. Açıklamada, ihale süreçleriyle bağlantılı 14,6 milyon TL tutarında kayıtsız rüşvet ödemesi yapıldığı ve ihale bedellerini aşan ödemelerden elde edildiği öne sürülen gelirlerin Mahiroğlu’na veya bağlantılı şirketlere aktarıldığı iddialarına da yer verildi.
MASAK incelemesinde şirketlerin toplam işlem hacminin 30,3 milyar TL olarak hesaplandığı; Mahiroğlu’nun kişisel hesaplarında ise yaklaşık 1,62 milyar TL para girişi ve 1,11 milyar TL para çıkışı tespit edildiği bildirildi. Bu tutarlar soruşturma kapsamında incelenen mali hareketlere ilişkin veriler olarak açıklanırken, suçlamaların hukuki açıdan kesinleşmiş olmadığına dikkat çekiliyor.
Siyasi isimlerden ve basın örgütlerinden tepki
Operasyon ve kayyum kararının duyurulmasının ardından siyasi isimlerden ve basın meslek örgütlerinden açıklamalar geldi. YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Halk TV’ye yönelik operasyonu ve kayyum atanmasını eleştirerek kanal çalışanlarıyla ve basın özgürlüğüyle dayanışma içinde olduklarını ifade etti.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da kayyum kararına tepki gösterdi. Yavaş, uygulamanın basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkı açısından kaygı verici olduğunu savundu. DİSK Basın-İş de yaptığı açıklamada, yayınların durdurulmasına ve kayyum atanmasına karşı çıkarak gazetecilerin çalışma koşulları ile haber alma hakkına dikkat çekti.
Açıklamalarda kararın basın özgürlüğü üzerindeki etkileri tartışılırken, soruşturmanın hukuki gerekçeleri ve kayyum uygulamasının kapsamı da kamuoyunda gündeme geldi.
Halk TV’de yayınların geleceği merak ediliyor
Halk TV’nin merkez binasında başlayan arama ve yönetimin kayyum heyetine devredildiğinin bildirilmesiyle birlikte, kanalın yayınlarının ne zaman ve hangi koşullarda yeniden başlayacağı sorusu öne çıktı. Suat Toktaş’ın yayınların devam etmesi yönündeki girişiminden sonuç alınamaması nedeniyle kanalın olağan yayın akışı durduruldu.
Önümüzdeki süreçte soruşturmanın kapsamı, kayyum kararının dayanağı ve kanalın yayın faaliyetlerine ilişkin alınacak kararlar yakından takip edilecek. Yetkili makamların açıklamaları ve adli sürecin ilerlemesi, hem soruşturmadaki iddiaların hem de Halk TV’nin yönetim ve yayın faaliyetlerine ilişkin gelişmelerin daha net anlaşılmasını sağlayacak.
Soruşturma kapsamında yöneltilen suçlamalar henüz kesinleşmiş mahkûmiyet anlamına gelmezken, dosyanın hukuki sonucu adli sürecin sonunda belirlenecek.

#izmirde
